Ev Dekorasyon Yapılırken Sık Yapılan Hatalar
İlk evime taşındığımda elimde bir metre yoktu, ama bir sürü fikir vardı. Beğendiğim her şeyi aldım, gördüğüm her düzeni denedim ve altı ay içinde salonumu üç kez baştan aşağı değiştirdim. O dönemde harcadığım paranın yarısını, sadece ölçü alıp iki gün beklemekle kurtarabilirdim. Bugün başkalarının evine fikir verirken hep aynı şeyi fark ediyorum: dekorasyon hataları neredeyse standarttır, herkes benzer tuzaklara aynı sırayla düşüyor. Aşağıda kendi hatalarımdan ve gözlemlerimden çıkardığım en yaygın sorunları, nasıl tespit edeceğinizle birlikte anlatıyorum.
Renkleri "tek tek" seçmek
Benim en büyük hatam renkleri bir bütün olarak değil, parça parça seçmekti. Mağazada gri bir kanepeye bakıyorsunuz, çok hoş görünüyor; eve geliyor ve duvarınızın sıcak bej tonuyla kavga ediyor. Sorun kanepede ya da duvarda değil, ikisinin alt tonlarının uyuşmamasında.
Bunu anlamanın en pratik yolu şu: bir odada kullandığınız tüm malzemelerden küçük birer örnek toplayın. Boya kartelası, kumaş parçası, parke numunesi, perde örneği. Hepsini yan yana koyup önce gündüz, sonra akşam lambası altında bakın. Uyumsuzluk varsa gözünüz hemen rahatsız olur.
- Bir odada üçten fazla ana renk kullanmayın; iki nötr, bir vurgu genelde yeterli.
- Soğuk gri ile sıcak bejini aynı yüzeyde birleştirmeyin, ikisi birbirini kirli gösterir.
- Boya rengini asla mağaza aydınlatması altında karar vermeyin; deneme kutusu alıp duvara sürün ve bir gün bekleyin.
- Küçük ve az ışık alan odalarda koyu renkleri tavanla birlikte kullanmayın, oda kutuya döner.
Duvar rengi konusunda ayrıntılı bir yol haritasına ihtiyacınız olursa boyama rehberimizde ışık yönüne göre ton seçimini uzun uzun anlattım.
Ölçü almadan mobilya almak
Bu, geri dönüşü en pahalı hata. Ben bir keresinde üç kişilik bir kanepeyi asansöre sığmadığı için altıncı kata merdivenden çıkarttım; ayakları söküldü, kolçağı çizildi ve odaya girdiğinde geçiş yolunu tamamen kapattığını gördüm. Aldığım ders şu oldu: mobilya ölçüsü sadece mobilyanın ölçüsü değil, etrafında kalan boşluğun da ölçüsüdür.
Alışverişe çıkmadan önce şu sayıları bir kâğıda yazmanızı öneririm:
- Odanın net eni ve boyu, pencere ve kapı yerleri dahil.
- Kapı genişliği, kapı yüksekliği, asansör iç ölçüsü, merdiven dönüş genişliği.
- Radyatör, priz ve şalter yükseklikleri; kanepe arkalığı bunları kapatabilir.
- Geçiş yolları için ayıracağınız boşluk: iki mobilya arası en az 70-80 cm rahat eder.
- Sehpa ile kanepe arası yaklaşık 40 cm, yemek masası ile duvar arası sandalye çekilebilsin diye en az 90 cm.
Ben artık seçtiğim mobilyanın ölçüsünü yere kâğıt bantla çizip iki gün öyle bırakıyorum. O alandan geçerken sürekli takılıyorsam, o mobilya o odaya girmiyor. Kulağa saçma geliyor ama bu yöntem bana iki kanepe ve bir kitaplık iadesi kazandırdı. Mobilya seçimi başlığında oran ve derinlik meselesine daha teknik girmiştim, oraya da bakmaya değer.
Aşırı mobilya ve aşırı aksesuar
Boş duvar korkusu diye bir şey var. İnsan eve taşınıyor, duvarlar çıplak görünüyor, hemen doldurmak istiyor. Sonuç: her köşede bir dolap, her yüzeyde on beş obje ve nefes alamayan bir oda. Oysa boşluk da bir tasarım öğesidir; gözün dinlendiği yer orası.
Odanızın kalabalık olup olmadığını test etmenin sevdiğim bir yolu var: kapıdan içeri girip telefonla tek kare fotoğraf çekin. Gerçek hayatta alıştığınız için görmediğiniz kalabalığı fotoğraf acımasızca gösterir. Ben bu testi yaptığımda salonumdaki üç sehpadan ikisini kaldırdım ve oda birden büyüdü.
- Bir yüzeyde çok sayıda küçük obje yerine, farklı yükseklikte üç parça kullanın.
- Duvarın tamamını kaplamak zorunda değilsiniz; tek büyük tablo, dokuz küçük çerçeveden daha güçlüdür.
- Her mobilyanın bir işi olsun. "Belki bir gün gerekir" diye alınan parça, ömür boyu yer kaplar.
- Bitki eklemek en kolay canlandırma yolu ama her köşeye saksı koymak da kalabalık sayılır.
Aydınlatmayı ve tekstili sonraya bırakmak
Yıllarca tek tavan avizesiyle yaşadım ve akşamları evi neden soğuk bulduğumu anlamadım. Meğer sorun renkte değil, ışığın tek noktadan gelmesindeydi. Odaya iki abajur ve bir yer lambası ekledim; hiçbir mobilyayı değiştirmediğim halde salon başka bir ev gibi oldu. Aydınlatma, dekorasyonun en son değil en başta düşünülmesi gereken katmanı.
Aynı şey halı ve perdede de geçerli. En sık gördüğüm iki hata: halının küçük alınması ve perdenin pencere hizasından asılması. Halı, kanepenin ön ayaklarının üstüne binmeli; küçük halı odayı bölüp daraltır. Perde ise pencere kasasından değil, tavana yakın bir noktadan asıldığında duvarı yükseltir. Bu iki müdahale bana en çok "ne yaptın da böyle oldu?" sorusunu getiren değişikliklerdi.
Bir odada bir şeyin yanlış olduğunu hissediyorsanız ama neyin yanlış olduğunu bulamıyorsanız, sırayla ışığa, halı ölçüsüne ve perde yüksekliğine bakın. Üçünden biri çıkar.
Odaya göre değişen küçük tuzaklar
| Alan | Sık görülen hata | Basit çözüm |
|---|---|---|
| Salon | Tüm mobilyayı duvara yapıştırmak | Kanepeyi 10-15 cm öne alıp oturma grubu oluşturmak |
| Yatak odası | Yatağın iki yanında geçiş bırakmamak | En az bir tarafta 60 cm boşluk ayırmak |